Arılara, eğer ballarının izahı rolü verilseydi, bu herhalde balın lezzetinden düşürücü bir iş olurdu. Ama muharrir öyle midir? Onda hem, ne yaptığını bilmeden çalışan arı; hem de ne yaptığını bilmek ihtiyacında olan insan vardır. O halde sanatkar, hem bal verecek, hem de sırasına ve işine göre, ne yapmak istediğini izahla mükellef olacaktır. Fakat dedim ya; muharrire asıl sanat hummasının dilsiz hüviyetini yaşatan arı cephesi hareketlendikçe, şuur ve fenni tarafı biraz çenesini kilitlemek ihtiyacına düşüyor. O zaman da, muharrire hakim olan sükuti edadan şöyle bir hitap tütüyor:
“Ben ne anlatayım? Siz tadın ve anlayın!“
| Yazar | Necip Fazıl Kısakürek |
| Sayfa | 125 |
| Kağıt | 2.Hamur |
| Tür | Ciltsiz |





















